Şubat 2026’da Moskova’daki Novaya Opera/Balet Moskva’da prömiyer yapan Fındıkkıran: Bu Bir Masal Değil, Pyotr Çaykovski’nin herkesçe bilinen müziğinden yola çıkan, şaşırtıcı açılımlar ve keşiflerle dolu etkileyici bir yolculuk sunuyor.
Çaykovski’nin Fındıkkıran müziği bu prodüksiyonda canlı olarak, hiçbir kesinti ya da tempo değişikliği yapılmadan seslendirilirken, koreograf Pavel Glukhov’un sahne yorumu bu klasik esere dair bildiğimiz her şeyi dönüştürüyor; iyi bilinen müzikte beklenmedik derinlikler ve yeni duygular ortaya çıkarıyor. Glukhov ve ekibi, tanıdık olan ile yabancı olanı, tarih ile şiiri, geçmişi, bugünü ve geleceği iç içe geçirerek Fındıkkıran’ın içinde bambaşka bir hikâye keşfediyor.
Pavel Glukhov ve Tatyana Belova’nın kaleme aldığı libretto, Birinci Dünya Savaşı’ndan sağ dönmüş ancak yaşadıklarının ardından iç dünyasında donup kalmış genç asker Nataniel’in hikâyesine odaklanıyor. Savaş sonrası hayatında Nataniel, geçmişin parçaları arasında gidip geliyor; en büyük mutluluk anları, en ağır acılarla aynı hafızanın içinde yan yana duruyor.
Eser, izleyiciyi Nataniel’in anılarında dolaştırıyor: bir oyuncak ustasının atölyesinden Noel için süslenmiş bir Fransız kasabasının meydanına, oradan savaş alanının yıkıcı gerçekliğine uzanan bir yolculuk… Yaşama sevinci ve ilk aşkın heyecanı önce kayboluyor, sonra yeniden keşfediliyor. Nataniel’i, Clara’nın sarsılmaz sevgisi hayata geri çağırıyor. Zaman durmadan akarken geçmiş geleceğe karışıyor; bahar yeniden geliyor ve aşk, iyileştiren gücünü bir kez daha kanıtlıyor.
İki perde, bir prolog ve bir epilogdan oluşan eserde Pavel Glukhov, çağdaş dansın anlatım olanaklarını sonuna kadar kullanıyor. Nataniel’in naif ve düşlerle dolu gençliğinden duygusal bir boşluğa, oradan da finaldeki büyülü yeniden doğuşa uzanan içsel dönüşümü, koreografinin merkezinde yer alıyor.
Bu psikolojik dönüşüm yalnızca dans diliyle değil, sahnenin görsel dünyasıyla da anlatılıyor. Dekor tasarımcısı Larisa Lomakina; bugün ile geçmişi, anılar ile rüyaları, eski bir Fransız kasabasının sıcak atmosferiyle oyuncak atölyesindeki tahta askerlerin mekanik dünyasını şiirsel bir mekânda buluşturuyor. Kostüm tasarımcısı Svetlana Tegin’in renk paleti ise eserin başındaki eski fotoğrafları andıran sepya tonlarından, finalde baharın canlı renklerine doğru açılıyor.